Dijital Dönüşümde Dil Edinimi

Dijital Dönüşümde Dil Edinimi

Yazar: Aslı Aktan Erciyes | 12 Temmuz 2021
Uzman

İki dillilik hatta çok dillilik değişen dünyanın bize getirdiği vazgeçilmez bir olgu. Konuşma, okuma, anlama ve yazma alanlarında iki dilde de belli düzeyde yetkinliği olan kişiye iki dilli denilmektedir. Günümüzde dijital dünyada dil öğrenimini destekleyen pek çok uygulama ve yöntem olması daha önceleri pek çok kişinin erişemediği ikinci dil edinimine erişimi çok daha kolay ve uygun hale getirmiştir. İkinci dil ediniminin dijital yollardan sağlanmasının temellerini anlamak için öncelikle iki dilliliğin doğasını anlamak ve süreci etkileyen faktörlerin farkında olmak gereklidir. Ancak öncesinde anadilin edinimiyle ilgili de göz önünde bulundurulması gereken önemli unsurlar vardır.

Dil sosyal bir olgudur. Anadil edinim süreçlerine bakıldığında dilin konuşulduğu ve iletişim aracı olarak kullanıldığı ortamda çocukların doğal olarak dili öğrendikleri görülmektedir. Başka bir deyişle çocuklara dili öğretmek için ayrıca bir çaba sarf edilmesi gerekmemektedir. Yanı sıra farklı sosyal ortamlarda dilin kullanımı edinim sürecinde çok fazla rol oynamaktadır. Nitekim dil yalnızca kelime edinimi ve söz dizimi değildir. Dilin kullanıldığı bağlamda amacına uygun şekilde hayata geçirilmesi gereklidir. Halbuki ikinci dil edinimi özellikle de anadili edindikten sonra farklı bir çaba gerektirir. Bu anlamda ikinci dil edinimi anadil ediniminden farklılıklar taşımaktadır. İkinci dilin ediniminde dili öğrenen kişinin motivasyonundan dili öğrendiği ortama (okul veya toplum dili), dili öğrendiği kişinin yetkinliğinden anadil ve ikinci dilin birbirine olan yakınlığına kadar pek çok faktör rol oynamaktadır.

İki dilliliğin türleri

İki dillilik insanın hayatına bazen kaçınılmaz olarak girerken (örn., anne ve babanın farklı anadile sahip olması durumunda) bazen de farklı bir ülkede yaşama zorunluluğu ikinci dili gündeme getirir. Kimi zaman da daha iyi bir yaşam beklentisi ile (daha iyi bir iş ve eğitim) prestijli olan bir dil hayatına girer insanın. Doğumdan itibaren farklı dillere maruz kalan kişiye eş zamanlı iki dilli (simultaneous bilingual) denilirken, ana dilden sonra farklı bir dilin edinilmesi durumunda ise kişiye art arda iki dilli (sequential bilingual) denilir.

İki dillilik sürecini etkileyen unsurlar

İkinci dil ediniminde süreci etkileyen önemli birkaç unsur bulunmaktadır. Bunlardan ilki ikinci dile başlama yaşıdır (Age of Onset). Diğer bir unsur ise ikinci dile maruz kalma süresi ve yoğunluğudur. Öncelikle ikinci dile erken başlama edinim açısından hem kolaylık sağlamakta hem de ikinci dilin kişide yarattığı bilişsel faydalar açısından avantaj yaratmaktadır. Ancak çocukluk sonrası da ikinci dili başarıyla edinmek mümkündür. Dile maruz kalma yoğunluğu ise edinilen dildeki yetkinlikle yakından ilişkilidir. Dilin hayatın hangi alanlarına girdiği ve günlük olarak ne kadar süreyle kullanıldığı dildeki ilerlemeyi belirleyen en önemli faktörlerdendir. Bununla birlikte aslında özellikle ikinci dil ediniminde rol oynayan en önemli faktörlerden biri de motivasyondur. Kişilerin dili edinmedeki motivasyonları ve dili edindikleri ortamın bu motivasyonu nasıl beslediği en önemli faktörlerden sayılabilir.

Dijitalleşen dünyada mobil öğrenme kavramı

İkinci dil ediniminde günümüzde dijitalleşen çağın gerekliliklerini düşündüğümüzde mobil dünyanın bize sağladığı pek çok olanak bulunmaktadır. Mobil öğrenme son yıllarda teknolojik çağın bizlere sağladığı akıllı cihazların da yaygınlaşmasıyla oldukça hız kazanmıştır. Mobil öğrenme kavramı bilgi edinilecek herhangi bir konuda mobil cihazların kullanılmasına denk gelmektedir. Akıllı mobil cihazların (telefon veya tablet) internete kolay erişimi sayesinde dünyanın herhangi bir noktasındaki kişilerle iletişimde olmak son derece kolaylaşmıştır. Mobil cihazlar sayesinde kişiler zaman ve mekândan bağımsız olarak birbirleriyle iletişim içine girebilmektedirler. Mobil cihazların taşınabilirlik ve bilgi erişimi özellikleri özellikle ikinci dil öğretiminin desteklenmesi açısından temel bir rol üstlenmektedir. Mobil öğrenmenin dil edinimindeki en temel özelliği öğrenen kişinin öğrenmenin yeri ve zamanına karar verebilme hakkıdır. Bu sayede teknoloji, öğrenen kişi ve öğrenme süreci tamamen mobil hale gelebilmektedir.

Mobil-destekli dil öğrenimi (Mobile-Assisted Language Learning MALL)

Mobil destekli dil öğrenimi aslında mobil öğrenme ve bilgisayar-destekli dil öğreniminin bir varyantı olarak da düşünülebilir. Yapılan araştırmalar özellikle bilgisayar destekli dil öğreniminin bazı olumsuzlukları olduğunu ortaya koymaktadır. Bunlardan bazıları bilgisayar destekli dil öğreniminde derinlemesine iletişimin sınırlı olması, hatalı gözlem olasılığı ve eğitimcilerinin bilgisayar bilgi eksiği olarak sıralanabilir. Mobil cihazların sağladığı imkanlarla bu olumsuzluklardan kurtulabilmek mümkün olmuştur.

Mobil destekli dil uygulamalarının temelde üç grup kullanıcı için tasarlandığını söylemek mümkün: (1) Okul öncesi ve okul çağı çocukları (3-10 yaş) (2) Öğrenciler (12-17 yaş) ve (3) Yetişkin grubu. Buna göre okul öncesi ve okul çağı dönem için tasarlanan uygulamaların büyük bir bölümü kullanıcının katılımını destekleyen sosyal becerileri ve eğlence unsurlarını içermektedir. Bu uygulamaların dil öğrenimindeki etkilerini inceleyen çalışmalar genellikle bu gibi mobil destekli uygulamaların okul gibi örgün eğitimin kullanıldığı ortamlarda yapılmıştır. Bu araştırmaların ortak bulgusu çocukların yalnızca geleneksel oyuncaklarla oynayarak değil dijital medya sayesinde de sosyalleşerek öğrenebildikleri yönündedir. Ne var ki örgün eğitim dışındaki kullanımların etki analizine dair çok fazla bilimsel veri bulunmamaktadır. Okul öncesi ve okul çağı grubundaki çocuklara yönelik kurgulanan uygulamalar genellikle dildeki sesleri tanıma, kelime dağarcığına yönelik oyunlar, harfleri yazabilme, kafiyeli şarkılar gibi sınıf ortamında da uygulanan farklı oyunlardan oluşmaktadır. Bu uygulamalardaki bir diğer avantaj ise çocuğun kendi performansına göre kendi hızıyla ilerleyebilme şansıdır. Bunun toplu olarak eğitim verilen sınıf ortamlarında genellikle ortalama bir öğrenciye göre tasarlanan içerikten daha olumlu olduğu düşünülmektedir. Ancak yine de ortamda fiziksel olarak bir öğretmenin bulunmayışı özellikle küçük yaş gruplarının uygulamalardan alabilecekleri verimi azaltabilmektedir. İkinci gruba baktığımızda 12-17 yaş arası öğrencilerin yer aldığını görüyoruz. Bu grupta yer alan öğrenciler çoğu zaman ikinci dildeki kelime haznesini artırmaya, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadırlar. Yapılan araştırmalar da bu yönde olumlu çıktıların var olduğunu göstermektedir. Bu araştırmalar yine örgün eğitime ek olarak mobil-destekli dil öğrenim uygulamalarının kullanımları üzerine yapılmıştır. Bu nedenle bağımsız kullanıma ilişkin çıktıları değerlendirmek çok mümkün olmayabilir. Son grupta yer alan yetişkinler mobil destekli dil öğrenimi uygulamalarını bağımsız olarak kullanan grubun içinde yer almaktadır. Çoğu zaman örgün eğitim içinde yer almayan bu grup için uygulamaların çok fazla avantajlar sağladığını söyleyebiliriz. Öncelikle esnek zaman planlamaları ve kişinin seviyesine göre ayarlanmış program başlıca avantajları olarak sıralanabilir.

Dil öğrenimine odaklanan uygulamaların pek çoğu görsel ve işitsel medya kullanımıyla aslında gerçek hayattaki dil öğrenimini bir şekilde replike etmeye dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar mobil destekli dil uygulamalarının dili okuma, konuşma, yazma ve dinleme becerilerinden en çok dinleme becerisi üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu bulmuştur. Sınıf öğrenimindeki sosyal ortamın eksikliği mobil uygulamaların dilin doğal yollarla öğrenimi prensibine biraz ters düşmektedir. Bu anlamda sınıf ortamında diğer dil öğrenen kişilerin de yanlış ve doğrularından fırsat yaratma imkânı maalesef mobil uygulamalarda çok yaygın değildir. Yakın zamanda mobil uygulama üzerinden de çevrimiçi olarak öğretmenle karşı karşıya gelinebilme imkânı tanınmaya başlanmıştır ancak bu son derece kısıtlı bir azınlıkta geçerlidir. Uygulamaların büyük bir bölümü kelime dağarcığını geliştirmeye yönelik çok fazla umut vadetse de sosyal ortamda dilin kullanımı eksikliğini gidermekte yetersiz kalmaktadır. Bu da aslında dilin öğrenilme motivasyonlarının başında yer alması nedeniyle önemli bir olumsuzluk olarak değerlendirilebilir.

        Sonuç olarak uygulamaların kullanım ve erişim kolaylığı sağlaması açısından önemi yadsınamaz bir gerçektir. Ancak dilin sosyal alandaki kullanım ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda yalnızca mobil uygulamaların dil edinimindeki tüm ihtiyaçları sağlamayacağı unutulmamalıdır.

 

Dr. Psk. Aslı Aktan Erciyes