Aileler Tarafından En Çok Merak Edilen Konu: İç Motivasyon

Aileler Tarafından En Çok Merak Edilen Konu: İç Motivasyon

Yazar: Paylaş Büyüsün | 25 Ocak 2021

Paylaş Büyüsün'ün 'Ebeveynlik ve Çocuk Gelişimine Dair Merak Edilenler' başlıklı programı yoğun ilgiyle izlendi ve yorumlarda da takipçiler tarafından oldukça fazla sayıda soru yöneltildi. Konuşmacılar Özgür Bolat ve Yankı Yazgan sürenin elverdiği ölçüde gelen bu soruları yanıtlamaya çalıştılar. En çok üzerinde durulan konu ise 'iç motivasyonun nasıl geliştirileceği' sorusu oldu.

Paylaş Büyüsün'ün “Birbirimize soruyoruz: Ebeveynlik ve Çocuk Gelişimine Dair Merak Edilenler”  başlıklı canlı yayın programında, eğitim bilimci ve yazar Dr. Özgür Bolat ile çocuk, genç ve yetişkin psikiyatristi Dr. Yankı Yazgan, izleyicilerin sorularını yanıtlarken en çok üzerinde durulan başlık iç motivasyon başlığı oldu.

Bolat, motivasyonun iç ve dış motivasyon olarak ikiye ayrıldığını ve iç motivasyonun da öğrenme, ilgi, merak ve değerler üzerinden şekillendiğini anlattı. Çocuklarda ödev için gereken iç motivasyonun öğrenme, ilgi ve merak olduğunu, bunların çocukta zaten var olduğunu söyleyen Bolat, bu motivasyonun farklı biçimlerde öldürüldüğü için yeniden oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Ödev yaptırmak için başvurulan yöntemlerin iç motivasyon yaratmadığını söyleyen Bolat, bu alternatifleri ceza-ödül, psikolojik kontrol, sorumluluk ve hedef odaklı pratikler olarak sıraladı.

YENİ KUŞAKLAR, YENİ DEĞERLER...

Özgür Bolat, değerlerin insanın kendini denetlerken su yüzüne çıktığını söyledi ve değer ortalaması yüksek olan çocukların mutlu ve başarılı olduğuna ilişkin literatürden bahsetti.

Yankı Yazgan da değerler konusunda yanlış anlama olabileceğine dikkat çekerek üzerinde durulanın evrensel değerler olduğunu anlattı. İnsanların birbirine güvenmesi, başkasına zarar verdiğinde suçluluk duyması ve bundan kaçınması gibi çok temel değerleri hatırlatan Yazgan, yeni kuşakların insanlığa zarar vermeme yönünde de değer ürettiğini ve bunun umut verici olduğunu söyledi.

Konuşmacıların üzerinde durduğu diğer sorular ve verdikleri yanıtlar şunlar oldu:

HİPERAKTİVİTESİ OLANLARDA İÇ MOTİVASYON NASIL ARTAR?

Yankı Yazgan: Şunu söyleyeceğim, çocuklardaki yükü hafifletmek için yükün taşınabilir olması da çok önemli. O nedenle bu müfredat yüküyle, bu dersle, sınav beklentisi yüküyle çocuklarımızda iç motivasyon oluşturmak çok zor. Çünkü insanlardan imkânsız işler beklediğiniz zaman, o işleri yapmalarını da beklememeniz lazım. Çocuklar gözlerinde büyüttükleri, büyütmekte haksız olmadıkları birçok işle karşı karşıyalar. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda işi küçük parçalara bölmek yapmamız gereken işlerin başında geliyor.

8 YAŞINDA. İÇ MOTİVASYON İÇİN GEÇ Mİ?

Özgür Bolat: Hiçbir zaman gecikmiyoruz, zaten şöyle bir şey var. “Kimler değişir, kimler değişmez?” diye baktığımızda zekanın, kişiliğin, duyguların değiştiğine inananlar ve bu konuda meta analizler var. Hem okullarda daha başarılı oluyor hem de terapiden daha fazla destek alıyor. Aslında gerçeklerden bağımsız olarak sadece insanların değişebileceğine inanmak değişimi sağlıyor. Değişime inanmayanların, mesela öğretmenler arasında, çocuğa katkısı çok az oluyor. Çünkü çocuk tembel diye kodladığında olayı bitiriyor.. Bu insanların, özellikle eğitim alanındaki insanların değişime inanması önemli.

Yankı Yazgan: Nasıl pozisyonlandırdığınıza bağlı. Değişime inançla ilgili. Umut sahibi olmanın önemli ölçüde güvenle paralel olduğu söyleniyor, 1950'lerden bu yana yazan birçok ustanın notlarında. Başkasına güven, geleceğe de güveni getirir. Yani geleceğin daha iyi şeyler getireceğine, ama bunun kendiliğinden olmayacağına dönük bir güven.

MİZAÇ YAPISINA GÖRE MOTİVASYON FARKLARI VAR MI?

Özgür Bolat: Mizaçtaki en önemli şey şu: anne ve babanın mizacıyla çocuğun mizacı örtüşüyorsa, doğal süreçte aralarında uyum olma ihtimali artıyor; örtüşmüyorsa, aralarında uyum olma ihtimali azalıyor. Örneğin, babanın aktivite seviyesi yüksek, annenin de yüksekse, seviyesi düşük olan çocuk dezavantajlı konuma düşebiliyor. Burada yapılması gereken, çocuğun mizacı, ebeveynin mizacından farklıysa, çocuğun değiştirilmeye çalışılmaması ve çocuğun mizacı farklı olsa bile olduğu gibi kabul  edilmesidir. Bu yapılırsa, çocuğun mizacı ne olursa olsun, çocuk kabul edilmiş hissediyor ve özgüvenli büyür.  

Diyelim ki çocuk yavaş, siz hızlısınız. O zaman 18'de çıkılacaksa o çocuk 17.45'te hazırlanmaya başlamalı. Ama anne öyle yapmıyor, anne 5 dakikada hazırlandığı için çocuğun da öyle yapmasını bekliyor. O zaman bu çocuk anne-baba tarafından reddedildiğini düşünüyor, daha kaygılı oluyor. Yani burada anne-babanın mizacı, uyumu doğal akışta etkili oluyor ama ben bunu çocuğumu kabul ederek devam edebiliyorum, çocuk da mutlu ve kabul edilmiş olarak hayatına devam edebiliyor. Mizaçla motivasyon bu şekilde ilişkilendirilebilir.

Yankı Yazgan: Bir çeşit kabul, uyuşmazlığın giderilmesi üzerine kuruluyor oradaki bağlantı. Daha önceki bir programda da değinmiştik. Burada asıl birbirini anlamaya çalışmak ve birbiri için adım atmak önemli. Çocuğu gözettiğimizi hissettirmek onun da bizi model alarak bunu yapmasına da imkân veriyor. Bu bazen birçok kişi için yük sayılıyor. Nasıl atarız, diyorlar?

DEĞER TANIMINI YAPAR MISINIZ?

Özgür Bolat: Değer... Yıllarca birçok filozof bunu tartışmış. Derin bir araştırma ya da derin bir düşünme yok; sistematik bir düşünmem yok. Ama şuna inanıyorum, “değer” dediğimiz şey toplumda diğer insanların sınırlarına girmeden kendi sınırlarını korumak ve adil olmak gibi benim kafamda oluşuyor. Bunun için dürüstlük, adaletli olmak… Bu tür şeyler evrensel değerler diye tanımlarım.

Yankı Yazgan: Benim de kafam çok net değil, bu konuyu araştırmak için not aldım. Doğan Cüceloğlu hocamızın, Acar Baltaş gibi alanımızın düşünür önderlerinden kişilerin birtakım yazıları, kitapları, vurguları var. Onlara dönüp bir kez daha okuyup daha hazır gelmeye karar verdim.

 

* “Birbirimize soruyoruz: Ebeveynlik ve Çocuk Gelişimine Dair Merak Edilenler” başlıklı programın haberine buradan ulaşabilirsiniz.

* Programın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.